"Menan Cinleri" Eğirdir i çarptı geçti!...


"Menan Cinleri" Eğirdir i çarptı geçti!...




Hekimoğlu İsmail in aynı isimli eserinden uyarlanan ve yıllardır tüm Türkiye de gösterim rekoru kırıp 200 bin seyirciye ulaşan "Menan Cinleri"isimli tiyatro oyunu Eğirdir de seyircisi ile buluştu.Salon 2012 yılına yakışmıyor olsa da hınca hınç doluydu.Sözkonusu sanatsa salonun demode olması teferruattır diyen Eğirdir li bu gösteriden yüzakıyla çıktı.Tiyatro Greyfurt un oyuncuları ve set ekibi göz doldurdu.Bir sahne de 4 mevsim yaşanırmı? Yaşandı,daha doğrusu yaşattılar bunu bize.Yüzlerimiz gökyüzüne dönüştü,bazen güneş açtı,bazen don kesti,bazense yağmura dönüştü,kimi zamansa çiçek açtı iç iklimimiz.2 numaralı koğuşun 2 mahkumu vardır: Davut ve Ruhi. Davut oğlunu öldürmüş bir katildir. Ruhi ise okuma yazması olmadığı halde yasak kitapları okuduğu için tutuklanmış düşünmeyen bir düşünce suçlusudur. Sıradan yaşamlarına 6 yıldır devam eden iki mahkumun hayatı, bir kış gecesi, yeni mahkum Said'in koğuşa gelmesiyle değişir. Said arkadaşını öldürmekle suçlanmaktadır. 10 gün sonra duruşması olacak ve durumu kesinleşecektir. Yapacak hiç bir şeyleri olmayan 3 mahkum konuşmaya ve konuştukça sırlarını ifşa etmeye başlar. Yeni mahkum Said içlerinde en mutsuz olanıdır ve bir yaratıcının olabileceği fikrine inanmamaktadır. Said, koğuştaki kitapları okumaya ve sormaya başlar. Sorular eski Said'i yeni Said'e doğru naif, komik, ve duygusal bir yolculuğa çıkarır.Menan Cinleri Eğirdir i çarptı geçti!.Geçtiğimiz Cuma akaşamı Kervansaray düğün salonunda yüzlerce Eğirdir liye gösterimi yapılan "Menan Cinleri" isimli tiyatro oyunu sıradışı konusuyla izleyicisini güldürürken bir taraftan da düşündüren,kendisiyle,inançlarıyla yüzleşmeye iten bir oyun. Öyleki "Said" isimdeki baş karakter hapse düşünceye kadar sözüm ona Güllük-Gülüstanlık bir hayat sürmüş,kendisiyle ve hayatla yüzleşmeye yoğun eğlence proğramından dolayı vakit bulamamış bizlere benzeyen herhangi biri iken,hapse düşmesinden sonra,inançsızlığının üzerine sert adımlarla ilerler. İnandığını söyleyen ama neye,niçin inandığını bilmeyen eğlenceli iki koğuş arkadaşına ve kendine sürekli sorular soran Said sorduğu sorularla,koğuş arkadaşlarının ve seyircilerinin kabusu olur adeta. Atalarımızdan gelen öğretilerle inanmış gözükmenin,taklidi imanın gerçek iman olamıyacağını yüzümüze vururcasına haykıran Said in bitmez tükenmez sorularına cevap koğuşundaki kırmızı kaplı kitapların içinde saklıdır.İnançsız ve isteksiz sadece bir can sıkıntısından,meşgale yokluğundan o kitapları okumaya dadanan Said,dipsiz boşluğunu farkeder,meğer yıllarca görmezden geldiği,öteleyip,iteleyip,görmemek için göz yumduğu,yok saydığı inancı keşfetmesini sağlayan kırmızı kaplı kitaplar Said e yepyeni sonsuz ufuklu bir düşüncenin kapısını açıp o nu o kapının eşiğinden içeriye iter."İnandım ve iman ettim" demek tek başına yeterlimidir?.İçinde yaşadığı koğuş arkadaşlarına "inandığınızı,sevdiğinizi söylediğiniz yaratıcıyı anlatın bana ki ben de inanayım o na" Sorusunu sormasıyla ve bu soruya içi boş,dayanaksız,kof cevaplar veren iki arkadaşının acizliklerin,cahilliklerinin artlarına sığınma maskelerini düşüren Said hem onları,hemde kendisini,bunlardan da önemlisi seyircisini hakiki inancı aramaya ikna edip,bu arayış için kırmızı kitapların ışıklı satırlarında yolalırken bulduk kendimizi oyun boyunca.Koğuş penceresinden gözüken ceviz ağacının kaç yaşında olduğunu sorar Said arkadaşlarına; "9 yıl oldu buraya düşeli,orada duruyor 9 yıldır ama öncesini bilmiyoruz" cevabı alınca "Hiç ceviz vermediği oldumu,yaprak açmadığı oldumu?" sorusunu sorar bu kez "Neden vermesinki ceviz,neden açmasın ki yaprak.Onun görevi ceviz vermek,yaprak açmak" cevabını alınca arkadaşlarından bu kez can alıcı,yürek burkan sorusunu sorar "Ya bizim görevimiz ne,inandık,deyip,eğlenip,yan gelip yatmak mı?" iNANMAK FARKLI ŞEY,SEVMEK İSE BAMBAŞKA BİRŞEY,İNSAN İNANDIĞINI SEVMEZSE İMAN ETMİŞ OLMAZ! öğretisinin etrafında ısrarlı adımlarla gezinen oyun.Seyircisini tefekkür etmeye,düşünmeye;İnandığını sandığı duyguları inceden inceye tahlil etmeye,içinde yaşadığı dünyadan,tabiattan,insanlar ve canlılardan yola çıkarak tümevarmaya,kainatın yaratıcısını bulmaya giden ilk adımın,insanın kendisine sorular sormakla başlıyacağını anlatıyor.Kitaplar öpüp,saygı ile yüz sürmek için değil gerçeği aramak için vardır.Siz ve biz bu gerçeğin çok uzağındayız.Soru sorma,sadece bizim inandığımız gibi,sorusuz,sorgusuz inan diyen bizlerin beynini tokatlayan menan cinleri,cin olmadan adam çarpmayı öğrenmeyin,ya inanmayın,ya da inandık diyorsanız,inancınızı derinlemesine yaşayın diyordu bizlere..Bütün bunları düşündürüp,sorgulatırken bizlere,sıkılmamamız için komiklik yapıyorlardı sıklıkla,onlarda biliyordu ki;insanlar bilgi değil,avuntu istiyordu.Milenyum da geçer akçe buydu.Bu farkındalık onları mizahi ensturumanları bolca kullanmaya itmiş ve onların arasına hakikatli,esaslı,insanları bilinçlendirmeye yönelik soruları ve cevapları serpiştirmeye itmiş.İyi ki de böyle yapmışlar yoksa,derin düşünen birine; "Ne oldu,karadenizde gemilerinmi battı,düşün düşün b..tur işin,düşünce suçlusu iflah olmaz" Ninnileri ile büyütülen bizlere yaranamazlardı.Eğer sadece ,yalın salt yekpare saf felsefik düşünce soruları sorulsaydı gösteri boyunca,oyun sonunda" Eğirdir Eğirdir olalı böyle zulüm görmedi."Nidaları dolaşırdı kalabalığın arasında.Neyse ki buna gerek kalmadı.Oyuncularda,Eğirdir liler de memnun ayrıldı gösteriden.Eğirdir li lerin memnun ayrıldığını yüzlerindeki yarı mesut,yarı düşünceli hallerinden anladım.Oyuncuların memnun olduğunu ise,oyun sonrasında onlarla yaptığım sohbetten.Birisi diyor du ki; bu eller daha dün bir aile büyüğümü toprağa gömdü,bu gece ise bu sahne de hakikat arayışı için çırpınıyor".O na sarılıp,hayat devam ediyor,ne yaparsın mukadderat!" dediğimde aynı elleri gözyaşını silme telaşına düşüyordu.Ardından "devam edemeyeceğim kusura bakmayın" deyip müsade istedi.Müsade o nun du,bize verdiği ders ise bizimdi;pırlanta değerindeydi o ders.Şow hiç kesintisiz sürmeli,hayat ne olursa olsun devam etmeliydi..Gösteriyi Eğirdir de tertipleyen "Eğirdir Eğitim Gönüllüleri Derneği" İyi bir proğram,sunum,organize nasıl yapılır konusunda bir hayli mesafe almışlar.Gösteri öncesi kermes le mideleri,gösteri ile beyinleri,yürekleri doyurup bayram ettirip bizleri uğurladılar."Önden giden atlılar" sanat konusun da da bir hayli mesafe katedip iddalı konuma gelmişler.Sanat,sadece bir gurubun tekelinde değil artık.Beni en çok sevindiren konulardan biri de bu oldu.Eğirdir de bu tür etkinliklerin devamını diliyor, bekliyor ve etkinlikte emeği geçen herkeze teşekkür ediyorum






AHMET YETKİN



































Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski