Peygamberimiz Hazreti Muhammed'in Ahlakı
Peygamberimiz buyuruyorlar: “Ben, yüce bir ahlakı tamamlamak üzere
gönderildim".
Kuran-ı
Kerim'de Peygamberimiz, insanlık alemine örnek insan olarak gösterilmekte ve
O'nun ahlakı, şöyle öğülmektedir: "Hiç şüphesiz, sen, yüce bir ahlak
üzeresin". El-(Kalem Suresi, Ayet:4)
Peygamberimiz, kendi işlerini, bizzat kendileri görür, aile efradının işlerine
yardım ederdi.
Eşine, çocuklarına ve hizmetçilerine yardım etmeyi severdi. Hizmetçileri ile
birlikte yemek yer, rengi ve cemiyetteki yeri ne olursa olsun, insanlara eşit
muamale ederdi.
Pazara bizzat gider, aldıklarını torbaya koyar, bizzat kendileri taşıyarak
evlerine getirirlerdi. Yükünü taşımak için yardım etmek isteyen Müslümanlara:
"herkes, kendi işini, bizzat kendi görmelidir." diyerek teşekkür
ederdi.
Alçalmadan mütevazi olmayı severlerdi, çok vakur ve heybetli idiler. Yani
göründüklerinde korku ve saygı uyandırırlardı. Nazik ve cömert idiler, hep
verirlerdi; hiç kimseden bir şey istemezlerdi. Hiç kimseyi incitmezlerdi.
Musafaha edince, karşısındaki çekmedikçe, ellerini çekmezler, o kimse yüz
çevirmedikçe, kendileri yüz çevirmezlerdi. Bir kimsenin yanında otururken diz
üstü oturur, onu kıracak biçimde oturmazlardı.
Peygamberimizin ata, şahane bir binişleri vardı, bununla birlikte o, merkebe
binecek kadar da mütevazi olmasını bilirlerdi. Kibirlilerin yanında kibirli
görünmeyi, mütevazilerin yanında ise alabildiğine mütevazi omayı fazilet
bilirlerdi. Şu mıhteşem ölçü O'nun : "Kibirliye karşı kibir yapmak, sadaka
vermek gibidir". Öte yandan, "Allah, tevazu eden mümini
yüceltir" diye buyuran da O.
Savaşların en cesuru, barışların en merhametlisi idiler. Zalimlerin ve
gaddarların hasmı, mazlumların ve mağdurların en yakın dostu idiler. Fakirleri
ve düşkünleri, çok, hem de pek çok korurlardı.
Bütün insanlara karşı, nazik ve yumuşak idiler, kaba ve küstah insanlara bile
öyle davranırlardı; onlara acır ve onları mazur görürlerdi. İnsanlara,
idrakleri ölçüsünde söz söyler ve şayet alabilecek kaabiliyette iseler, onlara
nasihat ederlerdi. Giyinişleri sade ve temiz idi. İslam'ı hor ve hakir
düşürmeyecek biçimde giyinir ve bilhassa yabancılar gelmişse, giyimlerine
kuşamlarına biraz daha fazla itina ederlerdi.
İnsanların kusurlarını ve ayıplarını asla araştırmazlar, muttali olduklarını da
yüzlerine vurmazlardı. İnsanları uyaracaksa, onları kırmadan bu işi yapmaya
çalışırlardı. Kısaca Peygamberimizin çok yüce bir yaradılışı vardı. O,
gerçekten yüce ve mukaddes kitabımız Kuran-ı Kerim'de buyrulduğu gibi
"örnek insan" idiler.
Miladi 570 yılında Abdullah'ın oğlu olarak Amine Hatun'dan doğan ve
"alemlere rahmet olarak gönderilen" Peygamberimiz Hazreti Muhammed
(O'na binlerce selat ve selam olsun) Miladi 632 yılında 63 yaşında vefat
ettiler.
Özcan İŞLER
