"Yüzünü tırmaladım kazma ile bel ilen, yine de karşıladı beni çiçek ilen gül ilen: benim sadık yarim kara topraktır." Göldosk lular bülbül oldular bugün.Yarlerine kavuştular.Gönül yarine kavuşunca farkında olmaksızın kanarmış yüreği mutluluğun,hazzın fazlalığından.İnceden inceye gizliden gizliye kan sızdırırmış yüreği,yarinden,sahibinden habersiz. Yüreğin sahibi bitap halsiz düşermiş te bunu saadetinin kabına sığamamasına yorarmış.Gökçehöyük gül bahçelerine ulaştığımızda kafile halinde. "hiç olmazdı ama başım ağrıyor bugün" dedim Turgay Eken e. Gül yazgısını taşır içinde.Sevdiği bülbülün yürek kanından almıştır rengini.Celladına aşık olmuştur bülbül.Bir şafaktan bir şafağa gökyüzü sinesinden yara alıp kızarmaya başladığında,alkanlarında boyandığında sema.Bülbüller de konup gülün dalına başlar kanlı yasını, ağıdını yakmaya akıtmaya.Gün olur ömre bedel.10 Haziran pazar unutulmayacak bizler için kapımızı çalsada ecel.Dağın taşın güllere boyandığı,yerin göğün gül koktuğu bir günün içinden geçtik, mest olduk,mey olduk günün hatırasına. Yamaçlarda sıra sıra gül arıkları,aralarında gülderenler ve tabiat aşıkları güllerin ayak izlerini takip ettiler.Gülderenlerin elleri gül kokuyordu.Göldosklular varoluşundan bugüne tabiat kokuyordu bugün ise gül kokusu sindi üstlerine gönüllerine zihinlerine.Topraktan ışığa,ışıktan aşka,aşktan ateşe atılırken güller,gül fabrikasında oradaydık. An gelir kızıl güllerde ölür kazanlarda acı bile çekmeye fırsat bulamadan teslim ederler ruhlarını.Ama inlemezler,feryat figan etmezler çünkü onlar artık ölümsüzdürler.Hem anılarımızda hemde şişelerin içinde.Resul kokuyordu Gökçehöyük.Bir sıcaklık vardır ya hani kül ile köz arasında işte öyle bir sıcaklık vardı içimizde gün bitiminde.Bu sıcaklık soğumayacak dünya döndükçe ömür sürdükçe.Akpınar gibi kaynayacak,her hatırlandığında maziden güle bulanmış anılar,kokular vuracak yüreğimizin kıyılarına.
AHMET YETKİN







