" Eğirdir in sivrisine çıkacaklarmış''






Uzun zamandır görüşmediğim arkadaşım ziyarete gelmiş.Hal hatır sorup yeyip içmeden sonra bir ara;" Eğirdir in sivrisine çıkacaklarmış sizinkiler yarın,bizde çıkalımmı onlarla birlikte?" deyince anladım sizinkiler den kastının Göldosk olduğunu.Göller Bölgesi Doğa Sporları Kulubü nü doğaseverler bilir.Ama sözünü ettiğim arkadaş doğa yürüyüşüne uzak olduğu için bu isteği bende şaşkınlık yarattı. "Nereden çıktı Eğirdir i dağlar başından görme isteği,oraya otomobil gitmezki,yürümekte senin işine gelmez!" İçimden geldi sabah erkenden yola koyulalım,olur mu?" "Olur olur bal gibi olur"
Sabah 7 sularında çıktık yola,otomobili Akpınar, Prostanna Antik kent sapağına park edip yüklendik sırt çantalarımızı. Bizimkiler Isparta dan gelecekti bir otobüs gecikirsek Temmuz sıcağında mum gibi eririz diye erkenden yola düşmeye karar verdik,er geç zirvede buluşacaktık onlarla. Temmuz sıcağından eser yoktu hava hafif serin tatlı rüzgarlıydı.Rüzgar kulaklarımızın dibinde mızıkasını çalıyor biz ilerliyorduk makiliklerin arasından oğlaklar çıktı karşımıza yamaçtan yüzaşağı hoplaya zıplaya koşuyorlardı.Minik sevimli yaratıkların bu hallerini mola verip izlememek olmazdı.İzlemekle yetinmeyip kameraya aldık,içlerinden biri kamerayı farketti koşmayı bırakıp yüzünü bize doğru dönüp uzun uzun bizi izleyince bizi aldı bir tebessüm "Popstar değil,oğlakstar bu,starlık ruhunda var" deyip prostanna ya yöneldik.Küçük bir kısmı günyüzüne çıkmış ekserisi toprak altında kalan keşfedilmeyi bekleyen antik kent kalıntılarına ulaştığımızda içimi buruk bir hüzün kapladı.Yanından geçip gittiğimiz yekpare taşlar binlerce yıl öncesinin taş işçileri tarafından taş ocaklarından çıkartılıp onlarla evler,işyerleri sosyal alanlar inşaa edilmiş,ya sonra şuanki bizler gibi yaşayıp gitmişler yıllarca,nihayetinde medeniyetler çatışması,savaşlar derken yıkılıp dökülmüş haneler,sokaklar.Geçmiş zamanın ayak izleri,dokunuşları,sevinçleri,hüzünleri,o günün insanlarının hatıralarını yaşatan antik kent duvarları bana onları hatirlattı.Bileği bükülmeyen savaşçılar,elinden her iş gelen kadınlar,esnaflar,üzerinde yürüdüğümüz topraklarda koşarak oynaşan çocuklar şimdi neredeler.O taş duvarların ötesine berisine ömürlerini bir şekilde tamamlayıp gömüldüler.Biz ise ölümsüzmüşcesine etrafı keşfetmenin yedi renkli gölü biranönce rüzgarlı tepenin zirvesinden izlemek telaşındaydık.Onlar tarihe karıştılar diye gün boyu yas tutacak değildik ya!.Hayat devam ediyordu bütün güzelliği ve başdöndürücülüğü ile,onları içimden hatırlayıp yad edip,onların bir zamanlar dokunup parmak izi bıraktığı antik taş duvarlara dokunup devam ettik yola.Mısır da ki Keops piramidi gibi dikiliverdi karşımıza bütün çıplaklığıyla Sivri Tepe."Şimdiye kadar laylaylomla geldik,asıl yürüyüş tırmanış şimdi başlıyor" dedim. Kayaç,taşlık,kumullar üzerinde ardımızdan esen rüzgar sesiyle ite kaka kaya sörfü yaptık.Mevsim normallerinin üzerindeki rüzgarında tesiriyle bir başka dalgalanan ayyıldızlı bayrağımızı görünce bir mutluluk kapladı içimi,denizcilerin "Kara göründü!" dediği gibi,"Göl göründü" dedim bizimkine. Sözkonusu zirve olunca rüzgar daha bir tesirli esiyordu haliyle.Ve o manzara.Her defasında ilk ve son defa görüyormuşcasına hayranlıkla baktığım,izlemeye doyamadığım o muhteşem manzara işte yine yeniden karşımda.Herşeyden uzak,bulutlara yakındık o anda.Sivrinin üstünde biz ve rüzgar,yamaçlarında eteklerinde aynı ismi taşıyan göl ve ilçe;Eğirdir uzanıyordu boylu boyunca.Bazı güzellikler izledikçe bırakın bıkkınlık vermeyi daha bir güzel,alımlı gözükür insana.Hiçbir faniye nasip olmayacak kadar güzeldi yer, gök ve ikisinin arasında her ne varsa kusursuzdu.Lüzumundan fazla güzel olursa bir yer insana dokunur,ama ben bu dokunmayı duymazlıktan geldim.Nazar değermiş,bana ne değsin dedim gözümü kırpmadan uzunca bir süre izledim.Ve derken bizimkiler Göldosklular gözüktüler ardımızdaki kayalıkların yamacında kafile halinde ilerliyorlardı bize zirveye doğru,her geçen dakika onları büyültüyor ardında bıraktıkları araziyi küçültüyordu.Onlarda bizim gibi dev oldular.Koca bir tepeyi ayakları altına aldılar.Siz Eğirdir de yaşayanlar sizi caddelerde sokaklarda görmemiz mümkün değildi neden mi binalarınız çakıl kadar gözükürken sizi nasıl farkedip seçecektik.Sizler pazar gününün olağan bildik alalade uğraşları ile vakit öldürürken biz Yeryüzü alemini ve sema alemini izliyorduk gökyüzü ile yeryüzü arasına asılmış bir hamağın üzerinden.Göldosk başkanı,yönetim kurulu üyeleri ve aile fertleri topluca hatıra resmi çektirdi.Ne dediniz duyamadım " O aile de, bize de yer yokmu?" mu dediniz?. Var tabi doğaseverseniz,doğayı sevmek için doğanın kucağına gitmek isterseniz,karşıdan bakıp "Seni seviyorum doğa ama ne olur beni anla,işten güçten fırsat bulup zaman ayıramıyorum sana" diyenlerden değilseniz bekleriz sizi de.Hem unutmayın sevgi emek ister.Tek başına "Doğayı seviyorum" demek yetmez.



AHMET YETKİN









Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski