Hangi güzel yüzdür ki toprak olmadı,hangi ceylan gözdür ki yere akmadı.





Alçıdan bir mask görkemli duvarların tek süsüydü.Alelacele hazırlandığı her halinden belliydi.Ağaçlar ve mevsim çiçekleri içinde girişinde sütunlar olan köşkün salonu olabildiğince sadeydi.Sade dediysem gözalıcı,incelikle bütünleşmiş bir sadelik.Uzunca bir ayrılıktan sonra son defa gitmiştim arkadaşımın evine.O anda onu son ziyaretim olduğunu bilemezdim.Duvardaki maskı sordum.Geçiştirmek konuyu değiştirmek istedi.Israr edince ben yüzünün rengi değişti.Genç yaşta kaybettiği eşinin defnedilmeden bir gün önce,o anda nereden aklına geldiyse,yüzünün kalıbını çıkarmış alçı ile.Bunu kimseyle paylaşmamış o ana kadar.Soranlara bir sergiden aldım türünden laflar etmiş.Alçıdan kalan izleri gülsuyuyla ıslattığı bez bir mendille dakikalarca özene bezene silmiş.O yüz şimdilerde toprak olsa da,şuanda evimin en güzel,en anlamlı,en canalıcı süsü aslında demişti bana.Hangi güzel yüzdür ki toprak olmadı,hangi ceylan gözdür ki yere akmadı. Diyen halk ozanını hatırlattı bana.Yabancısı olduğum bir şehirde amaçsızca dolaşırken yorulup oturmuştum kent ormanının bir köşesine. Dalgın ve düşünceli bir şekilde dalmışken. "Ateşiniz varmıydı?" sözü beni ve onu kendime getirmişti.İstediğini ona verip biranönce yanımdan uzaklaşmasını düşünürken,ses tonundaki farklılığı ve içtenliği farkedip,şehrin yabancısı olduğumu nereleri gezebileceğimi sormamla başladı ahbaplığımız.Farklı zamanlarda topu topu üç defa görüştük onunla.Her insanın bir hikayesi vardır.Onun onca anlattıklarından en öne çıkanı,bende iz bırakanı bu olmuş.Yıldızdoğan ın saçların isimli şarkısını izleyip dinlerken bilinçaltımı ıslattım.Ne insanlar var içinde yaşadığımız dünyada.Geçen yıllar zarfında unuttuğumuz da oluyor,unutulduğumuz da.Unutulmayan iz bırakan anıların arasında ada olmak ümit ve hasretiyle..

Ahmet YETKİN




Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski