-Bak yine; Gece,şafağa elini uzattı.
- Ne var ki bunda; Her zamanki bildik manzara işte!.
- Her zaman ki bildik manzara olan sensin asıl!.
- Yine başlama istersen. Alalade sıradan olayları abartmaktan,onlara farklı anlamlar yüklemekten bıkmadınmı hala sen?.
- Kim demiş onu. Bir gün olsun sana farklı anlam yüklediğimi gördünmü Mr Odun.
- Haddini aşıyorsun Ahmet!
- Bu uyarıyı sen değil, odun yapsaydı bana, "Belki" der nefsi müdafaa yaptığına kanaat getirirdim. Çünkü o bile hayatın hiçbir anının sıradan olmadığının farkındadır.
- Neyi varmış hayatın sıradan olmayan. Milyonlarca yıldır güneş aynı vakit gelince doğudan doğar batıdan batar.Bu mudur sıradan olmayan.
- Bir gün gelecek batıdan doğacak güneş işte o vakte şahit olursan sen asıl farklılık budur diyeceksin öylemi?.
-Bir parça!.
- Senin sorunun ne biliyormusun?.Sorununun ne olduğuna kafa yormaman,hiçbirşeyi sorgulamadan dolapçı beygiri gibi aynı daire içinde umarsızca, çaresizce dönüp durman.Yeyip,içip birincil sorumluluklarını yerine getirdikten sonra camız gibi yatıp uyuman.
- Peki ya sen ne yapıyorsun benden farklı olarak.İpe sapa gelmez mesnetsiz düşüncelerinle hayatın anlamını bulduğunumu idda ediyorsun Yetkin bey?.
- Hayır!. En azından ben arıyorum.
- Ne aradığını bilmeyen hiçbirşey bulamazmış.Bunu hatırlatırım sana.
- Öyle de olsa; Bulanlar arayanlardan çıkan.
- Aranma! Aran maaa!.Sende herkes gibi karış kalabalığa,bırak hayatın akışına kendini.Kasma,gevşe.
- Bütün martıların amacı uçmak değil yemek bulmaktır; ama Jonathan'ın amacı uçmak ve yeni şeyler öğrenmektir. Bu nedenle martılar tarafından dışlanmıştır.
- Ne saçmalıyorsun sen ya. Martı da nereden çıktı şimdi?.
-Ben yedi renkli Eğirdir gölünün martısıyım.
- Dediklerinden hiçbirşey anlamıyorum uçuk kaçık Yetkin.
-Ben de anlamıyorum ama bir gün mutlaka anlayacağım.Anlayamasam da bunun bir önemi yok, anlamaya çalışmak anlamaktan daha önemlidir nazarımda.
- Seninle uğraşamam.Bak davulcu amcanın tamtamları başladı bile.Birşeyler yeyip sonrada uzanıp karnımı kaşıyacağım ben.
- Bildiğin tek şey o. Varsa yoksa yeyip içip ruhunun geviş getirmesini beklemek.
- Oğlum bak git!.
- Bu uyarıyı sen değil, odun yapsaydı bana, "Belki" der nefsi müdafaa yaptığına kanaat getirirdim. Çünkü o bile hayatın hiçbir anının sıradan olmadığının farkındadır.
- Neyi varmış hayatın sıradan olmayan. Milyonlarca yıldır güneş aynı vakit gelince doğudan doğar batıdan batar.Bu mudur sıradan olmayan.
- Bir gün gelecek batıdan doğacak güneş işte o vakte şahit olursan sen asıl farklılık budur diyeceksin öylemi?.
-Bir parça!.
- Senin sorunun ne biliyormusun?.Sorununun ne olduğuna kafa yormaman,hiçbirşeyi sorgulamadan dolapçı beygiri gibi aynı daire içinde umarsızca, çaresizce dönüp durman.Yeyip,içip birincil sorumluluklarını yerine getirdikten sonra camız gibi yatıp uyuman.
- Peki ya sen ne yapıyorsun benden farklı olarak.İpe sapa gelmez mesnetsiz düşüncelerinle hayatın anlamını bulduğunumu idda ediyorsun Yetkin bey?.
- Hayır!. En azından ben arıyorum.
- Ne aradığını bilmeyen hiçbirşey bulamazmış.Bunu hatırlatırım sana.
- Öyle de olsa; Bulanlar arayanlardan çıkan.
- Aranma! Aran maaa!.Sende herkes gibi karış kalabalığa,bırak hayatın akışına kendini.Kasma,gevşe.
- Bütün martıların amacı uçmak değil yemek bulmaktır; ama Jonathan'ın amacı uçmak ve yeni şeyler öğrenmektir. Bu nedenle martılar tarafından dışlanmıştır.
- Ne saçmalıyorsun sen ya. Martı da nereden çıktı şimdi?.
-Ben yedi renkli Eğirdir gölünün martısıyım.
- Dediklerinden hiçbirşey anlamıyorum uçuk kaçık Yetkin.
-Ben de anlamıyorum ama bir gün mutlaka anlayacağım.Anlayamasam da bunun bir önemi yok, anlamaya çalışmak anlamaktan daha önemlidir nazarımda.
- Seninle uğraşamam.Bak davulcu amcanın tamtamları başladı bile.Birşeyler yeyip sonrada uzanıp karnımı kaşıyacağım ben.
- Bildiğin tek şey o. Varsa yoksa yeyip içip ruhunun geviş getirmesini beklemek.
- Oğlum bak git!.
Ahmet YETKİN
