GÖLÜN GÖNLÜ
Yaşanmış tüm zamanlarımın içinden yitip gitmeden
günlerin,haftaların,ayların,yılların arasından süzülerek bugünüme ulaşmış
dostlarımı,hatıralarımı anımsadım bugün.En karanlık,ıssız gecelerimde dolunay
gibi belirirdi onlar karşımda.Ruhumun elektrikleri kesilince belirirlerdi
ansızın yaktığım mumun şavkında.Olanca hızıyla geçip giderken zaman onlar demir
atıyorlardı can sıkıcı bulduğum loş koylarıma.Nicesini bumerang gibi
fırlatırdım da ötelere, onlar zamanı yararak geri dönerler düşerlerde zihnime
gönlüme..Bugün onlardan birini gördüm kasvetli,ıslak,nemli kapalı bir
gökyüzünün altında yanyana iki selvi ağacı gibi durduk sessizce.Hiç
konuşmadık,konuşmak yersiz,anlamsızdır böyle zamanlarda.Biz bir kördüğüm
olmuştuk,yokluğumuzda var olup tek ruh olmuştuk.Hal böyleyken lüzumsuzdur
harfler,heceler,kelimeler.Karayolunda alışılagelmiş olağan seyrinde ilerliyordu
taşıtlar.Bir bakkal para üstünü veriyordu müşterisine.Okul çocukları
kendilerinden beklenen şekilde billur kulak çınlatan sesleriyle itişe kakışa
yürüyorlardı kaldırımda.O halde otobüs bekleyen bir grubun yanından geçip
gittiler.Bende onların ardından aynı güzargahtan geçip gidecektim
ki,mazimden,anılarımın arasından kopup gelen tanıdık bir ses duydum karşı
kaldırımda.İstemsiz ani bir refleksle döndüm o tarafa bakındım onu görünce
gözlerimi açıp kapadım ardısıra ivedi bir sıklıkla.Hayelmiydi,gerçekmi.Yoksa
hayelle gerçek arasında bir olgumuydu gördüğüm bu manzara.Göl kenarında bir
bankta oturduk hava günlük güneşlik olmuştu adeta.Samimiyet ve sırlar en sessiz,
ıssız yerlerde filizlenir ve arsız bir sarmaşık gibi kavrar kuşatırmış
benlikleri.Uzunca bir süre birbirimizi izledik zaman erezyonun bizde bıraktığı
parmak izlerine kilitlendik.Uzunca bir vakit birbirini görmeyen ama sıklıkla
düşünen iki kişi ilk karşılaşmalarında hal hatır sorması gerekirken.İşaret
parmağıyla gölün kıyıya yakın bir yerini gösterip "Biraz önce şuradan
daldı ve hala çıkmadı ortaya sakar meke!" deyince gözlerimizle göl
yüzeyini taradık.Yok olmuştu adeta..Asırlar sonra bulunduğumuz noktadan kim
izlerdi, kim beklerdi bir göl kuşunun ıslak ıslak ışığa,göl yüzeyine
çıkmasını.Onu bilmem ama bildiğim şu ki o işaret parmağı ve sahibi bir daha hiç
çıkmamak üzere kimi zaman durgun,kimi zaman dalgalı olan gönül sularıma
daldı.Bu günümüzü düne, dünümüzüde tüm zamanların sahibine borçluyuz.Zaman
mekan üstü yaşamın kaynağına,kader sayfama bugünü ve bugünümü anlamlandıran
dostumu yazdığı için teşekkür ediyorum.
ahmet-yetkin
